Joumana Odeh Filistinli bir çocuk doktoru. Engelli çocuklar üzerinde yaptığı çalışmalar uluslararası kurumlarca dikkat görerek ilk Filistinli, hatta Arap dünyasında ilk kadın olarak geçtiğimiz yıl “World of Children Health” onur ödülünü aldı.
1994 yılında Ramallah’ta PHCC’yi (Palestinian Happy Child Center) kurdu. Bu kurumda travmatik ya da nörolojik rahatsızlığı olan çocuklar terapi görüyorlar. Ve tabi ki psikolojileri darmadağın edilen savaş çocuklarıyla da burada özel ilgileniliyor.
Psikolojik, sosyolojik, patolojik ya da politik sorunlar içinde bile hayata mutlu çocuklar yetiştirebilme çabasıyla isine sarılan Dr. Odeh, özellikle de kültürel sebeplerle yöre hakli tarafından tabu görülen özürlü olma meselesini cesurca gündeme getirerek belki de bir düşünce değişim rüzgarına öncü olmasıyla dikkatleri çekmiş olmalı. Halbuki PHCC yaklaşık 15 yıldır kimsenin haberi olmadığı zamanlarda bile gerektiğinde ücretsiz hizmet veren bir kurumdu.
Engelli çocuğuna geleneksel ve çoğunlukla negatif yaklaşımda bulunan ve bunun ilahi bir ceza olduğuna inanan ailelere yine burada danışmanlık verilmesi de artık yavaş yavaş tabunun yıkılmasına neden oluyor gibi görünüyor. Artik aileler engelli çocuklarına karsı daha yakin ve anlayışlılar; ki bu da çocukların iyileşmesine, hiç değilse huzurlu olmalarına büyük ölçüde yardımcı oluyor. Ayrıca engelliler için markette, okulda hatta kendi evinde özgürce yasayabileceği mekanlar, imkanlar sunmaya da gayret ediliyor.
Bir çocuk olarak savasın içinde yasamak zaten yeterince korkunçken, bir de hayat boyu onun izlerini taşımak çok acı olmalı. Bomba seslerinizin dehşetinden altını ıslatan çocuklar, savaş full
limit yürümediği zaman da ağır psikolojik yükler altındalar. Örnekler günlük yaşamın tam içinden: Saatlerce beklenilen kontrol noktaları insanları çileden çıkaracağı gibi, semaya kadar varan duvar sürekli tutuklu olma hissi verecektir; özellikle de çocukların kafalarında nasıl cevaplanacağı bilinmeyen soru işaretleri bırakarak.. Duvarın nedenini ve ardındakini sorgulayan çocuk, bunun kendilerinden korunmak için yapıldığını öğrendiğinde ya özgüveni ezilecek ya da içinde öfke büyütecektir. Düşünün ki, Filistinli bir arkadaşım bugün bu kontrol noktalarında saatlerce beklemenin eskiye nazaran daha iyi olduğunu düşünüyor. “Hiç evimizden çıkamadığımız zamanlar oldu. Simdi Allah’a şükür düzeldi bazı şeyler”, diyor kendisi. Siz hiç bu şartlar altında yaşadığınızı düşündünüz mü? Ben Filistin’i farklı bir yönüyle anlatmak istediğimi söylediğim zaman, bana söylenilen tam olarak suydu: “Savaştan ayıramazsın günlük yasamı.”. Evet, iste Filistinliler her gün bu ve daha başka ağır şartlar altında hayata tutunuyorlar. Bize gösterilen sadece bombaların atıldığı zamanlar!
Her bireyin özgürlüğe hakki olduğunu herkes biliyor fakat kimse bunun hakkında konuşmuyor… Böyle bir psikolojiyle bir savaşçı yetişse bunu eleştirmeye kimin hakki olabilir ki? Acaba hayalleri nasıl yıktıklarını gören medeniyetlerin ısrarla çocuklara çocukluklarını yaşatmamaya devam etmesi, onları insan yerine koymadığından mi? Özellikle Filistin’de bir çok çocuk ailesinin korumasına, ilgisine rağmen çocukluğunu yaşayamadan olgunlaşıyor. Olmaması gereken bu durum zulümden başka nasıl adlandırılabilir? (Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. ([2:191])
Jumana Odeh, bence en ateşli savaş bölgesinde bile savaş günlüğünden çıkmayı başarıp insancıl yaşama hizmet veren, ilkesi savasın yaralarına yas tutmak değil, onları sarmak olan örnek bir bayan. Başarılarının devamını dilerim.
__________
Konuyla ilgili bazı linkler:
http://www.worldofchildren.org/
http://www.eurasischesmagazin.de/artikel/?artikelID=20090612
